E-COLİ BAKTERİ

E-COLİ E. coli enfeksiyonunun nedeni Escherichia denilen bir bakteridir. Bu bakteri dünya çapında yaygın bir şekilde bulunup memeli hayvanların ve bazı kuşların bağırsak sisteminde büyük olasılıkla görülebilecek oranda doğal olarak ikamet eder. Güvercinlerde ikamet etmesinin normal bir durum olup olmadığı hakkında bir çok tartışmalar olmuştur.
E. coli (bakteri) bir çok hayvan türünde hastalığın (E. coli) nedeni olarak gösterilmiştir ve belirtileri türden türe değişir. Bu bakterinin bir çok değişik “cinsi” güvercinlerimize bulaşır ve her “cins” bir birinden çok farklı hastalıklara neden olur. Bu “cinslere” “serotype” denilir ve özel labaratuvarlarda yapılabilecek araştırmalarla ayırt edilebilirler. Bazı “cinsler” kolayca hastalık yaratabilecekken bazıları çok ender olarak hastalıklara neden olurlar. E. coli cinslerinin hastalığa neden olabilme özellikleri şunlara bağlıdır:
1. Toksin yaratabilme kabiliyetleri. Bazı E. coli cinsleri ağır hastalık yaratabilecek “endotoksinler” üretirler. Bence bu endotoksinler, performans düşüklüğü görülen salmaların çoğunda büyük bir etkendir. Daha sonra bunun üzerinde biraz daha duracağım.
2. Bağırsak duvarlarını işgal ederek geçebilme kabiliyeti ve başka organlarda enfeksiyonlara neden olabilmek. Bazı E.coli cinsleri kolayca böbrek, karaciğer ve diğer organlara girebilirler.
3. Güvercinlerin fiziksel savunma sistemlerine üstünlük sağlıyabilme kabiliyeti. Bazı E. coli cinsleri güvercinlerin doğal savunma sistemlerinin bazılarından etkilenmeme kabiliyetleri vardır ve bu tür bakteriler ötekilerine nazaran daha kolayca hastalıklara neden olabilmektedir.
E.coli enfeksiyonu birinci derece ve ikinci derece olarak ayırılabilir. Birinci derecedeki enfeksiyorlar kendi başlarına hastalık yaratabilirlerki bazı E. coli cinsleri bu türdendir. Fakat benim görüşüme göre E. coli enfeksiyonlarının 90%’ı ikinci derecedir. Başka bir deyimle her zaman enfeksiyona neden olan başka bir unsur mevcuttur. Bu unsur genellikle bir stres faktörüdür. Örnek olarak ağır tüy değişimi, cocci hastalığı, adenovirus, pamuk, bağırsak kurtları, kalabalık salmalar, ağır eğitim ve yetersiz besleme alışkanlıkları gösterilebilir. E. coli problemlerinin 90%’ı ikinci derece olduğu için, bu enfeksiyonun kuşlarınızda mevcut olduğu anlaşıldığında neden olan unsurları salmanızda aramak yapabileceğiniz en önemli harekettir.
Biz E. coli teşhisi koyduğumuzda bunu çoğunlukla gözlemlenen bir çok işarete başlı olarak yaparız. Bunun nedenide hiç bir zaman aynı belirtileri göstermemesidir. Hatta E. coli’nin belirtileri Salmonella ile aynı olabilir. Birisinin salmasında belli işaretler görüldüğünde ben çoğunlukla E. coli’den süphelenirim.
Bu belirtilerden bazıları şunlardır: 1. Enteritis: Bu E. coli’ye bağlı olarak gözlenebilecek belirtilerin en başında gelir ve ishalden başka bir şey değildir. Hastalığı kapmış güverciler çoğunlukla yeşil ishal olduları gibi bazıları kusmada gösterebilir. Kursağın boşalmasının olağan üstü yavaşlaması E. coli’nin var olduğuna dair büyük bir işarettir. Hastalanan kuşun kursağında bir gün önceden hala yem tanleri bulunur (normalde boşalmış olması lazım). Bunların sonucu olarak kuşlar hızla zayıflar ve bazen aniden ölür.
2. Eklem enfeksiyonları: Aynı Salmonella’da olduğu gibi E. coli eklemlerde enfeksiyonlara neden olabilir. Buda kuşlarda kanat felçine veya kanat düşmesine (kanadın kuyruk altında hatta yerde
sürüyerek taşınması) neden olur. Enfeksiyonun olduğu eklemde şişme görülebilirde görülmiyebilirde. Eğer şişme görülürse, hastalığın en kısa süre içinde tedavi edilmesi felçin kalıcı olmaması için önemlidir.
3. Ani ölüm: Yaş ayırımı olmaksızın ani ölüm. Çoğunlukla e. coli veya Salmonella’ya bağlı belirtiler görülmeden. Bunun nedeni ani ve çok güçlü bir enfeksiyonun ortaya çıkmasıdır (septicemia).  Bu büyük enfeksiyon ve onun hızlı toksin üretimi her kuşu anında öldürebilir. Benim tecrübem süresi içinde E. coli ile ilgili en fazla gördüğüm şey iri, canlı yavruların bir iki haftalıkken aniden ölmesidir. Bu yavruların kursağına bakıldığında yemle dolu olduğunu ve gözle görülebilir hiç bir neden olmadığı halde öldüklerini görürsünüz. Eğer bu yavrunun her hangi bir organını teste tabi tutarsanız çok yüksek sayıda E. coli bakterisine rastlarsınız. Bu yaş aynı zamanda yavruların yumurtadan ve kursak
sütünden aldıkları hastalıklara karşı korunmanın azalması zamanına denk gelir.
4. Üretim sorunları: E. coli aslında iki sexdede üretim sorunlarına neden olsada, dişi çoğunlukla  yumurtlamak için yatar fakat yumurtlıyamaz. Bazıları yumurtlamayı başarsada yumurtalar yumuşak kabuklu, kalın ve pürüzlü veya çok küçük olur. Döllenmiş yumurtalardaki yavrular kuluçka devrinin  ilk günlerinde yumurtada ölürler. Bu yumurtaları labaratuarda işlemlere tabi tutarak E. coli bakterisini üretmek mümkündür. Bazen yumurtadaki yavrular tamamiyle gelişir fakat yumurtadan çıkamazlar. Benim tecrübemde E. coliyle sorunları olan dişilerin tedavisi aşırı zorlukta olmuştur. Bu kuşlar aynı sorunu her yıl yaşarlar. Eğer E. coli hastalığı olan değerli bir dişiniz varsa dışkısını labaratuvarda inceletmenizi tavsiye ederim. Böylece hangi cins E. coli bakterisi bulunduğunu öğrenip hangi antibiyotiği kullanmanız gerektiğine karar verebilirsiniz. Dişiye bu antibiyotiği eşleştirmeden beş altı gün önce vermeye başlayın (Baytril veya Cipro kullanmayın. Bu ilaçlarda üretim sorunları yaratır.) ve yumurtalar çıkana kadar devam edin. Bu yöntem çoğunlukla sağlıklı yumurtaların çıkmasını sağlar.
5. Solunum yolu enfeksiyonlari: Bu bakteri solunum yollarını genelde görülen başka solunum yolu enfeksiyonlarıyla birlikte etkiliyebilir, herpes virüsü, microplasma ve chlamiydia gibi. E. coli solunum yollarında normalde bulunan bir bakteri değildir. Bu bölümde görülmesi bir enfeksiyonun işareti olup aynı zamanda tedaviye geçilmesi gerekir. Bu tür E. coli enfeksiyonunun işaretleri diğer ağır solunum yolu enfeksiyonlarının işaretleriyle aynıdır: uçuş isteksizliği, gaganın açık tutularak nefes alınımı, hırıldama vs.
6. Felç: Bazen kuşlarınızdan birisini salmada yatmış ayaklarını kullanamaz halde bulursunuz. Sanki felç olmuştur. Bunun nedeni çok ağır bir enfeksiyonun (septimiya) başlamış olması veya enfeksiyonun sinir sisteminde yer almasıdır. Çok ciddi bir işaret olduğu gibi E. colinin yanında Salmonella’nında işaretidir ve en kısa zamanda tedaviye başlanması muhimdir. Bu durumdaki kuşun ölüme yakın olduğu akılda bulundurulmalıdır.
7. Düşük performans: Bu işaretin bir çok salmada büyük bir sorun olduğunu düşünmeye başlamaktayım. Şimdi, burada unutmamanız gereken şey bunun benim kişisel bir görüşüm olduğudur ve kesinlikle hiç bir araştırmayla kanıtlanmamıştır. E. coli’nin toksin ürettiğini biliyoruz, bazı cinsleri ötekilerinden daha fazla olarak. Bu toksinler güvercinleri büyük bir çapta hastalandırabilirler, fakat bence bir çok kuşda daha hafif enfeksiyon olmakta ve hastalık ortaya çıkmamaktadır. Ama performanslarında büyük bir düşüş olmaktadır. Performans düşüklüğünden şikayet eden bir çok salmayı incelemiş fakat dışkılarda bulunan yüksek sayıda E. coli dışında hiç bir E. coli işaretine veya hastalığa rastlamamışımdır. Bu salmalardaki kuşlar doğru antibiyotiklerle tedavi altına alındığında performansda müthiş bir yükselme görülmüş ve tedavi durduktan bir iki hafta sonra yeniden aynı sorun baş göstermiştir. Yeniden incelendiğinde E. coli sayısının yeniden arttığı gözlenmiştir. Benim teorim, günümüzde kuşlarımızı uçuruş usulümüz E. coli’nin aşırı üremesine neden olmaktadır. Bunun nedenide: 8. Stres: Bunu özellikle genç kuşlarda görüyoruz.
9. Başka hastalıklar: Gördüğümüz bütün öteki mikroplar, pamuk, coccidia, kurtlar vs. E. colinin yolunu açmaktadır.
10. Kullandığımız bütün ilaçlar (başka hastalıklara karşı) aslında kuşlarımızın bağırsaklarını zayıflatıp E. coli’nin aşırı üremesine neden olmaktadır.
Antibiyotikle E. coli tedavisinin performansda gösterdiği gelişmeler doğru yolda olduğumuzu ifade ediyor diye düşünüyorum. Bu nedenle Belçikalı bilim adamları bir çok salmalarda kullanılmak
üzere    kendi kendine asıl olan (autogeneus) E. coli aşışı geliştirdiler (her salmaya ayrı, her birinde bulunan E. coli cinsine uygun olarak). Bu salmaların her birisinde performans aşırı derecede yükseldi. Hatta şampiyonluk seviyesine kadar ve eskiden kullandığımız kadar antibiyotikde kullanmalarına gerek kalmadı. Yine söyliyeyim, bunlardan hiç birisi kabul edilen bilimsel metodlarla yapılmadı, fakat benim görüşlerime göre bu bazı salmalar için bir anahtar olabilir.
E. coli’yi teşhis ettiğimizde hatırlamamız gereken en önemli şey teşhisin sadece hastalığın işaretlerine bakarak yapılamıyacağıdır. Başka hastalıkların ve özellikle Salmonellanın aynı işaretleri taşıdığı unutulmamalıdır. Bu hastalıktan şüphelendiğimizde dışkıların ve enfeksiyona tabi olmuş organların incenmesi lazımdır. Teşhis konulduğunda bakteriye duyarlık testi yapılarak hangi antibiyotiğin
kullanılacağı tesbit edilmelidir. Bu çok önemli, cünkü her E. coli cinsi hangi antibiyotiğin kendisini öldüreceğine çok büyük farklılıklar gösterir. Aynı zamanda bu bakteri kullanılan ilaçlara karşı çok kısa zamanda dayanıklılık kazanır ve bir kere işe yarıyan ilacın bir daha aynı sonucu vermesi garanti değildir.
Tedavi: 1. Antibiyotikler 7 ile 10 gün süresiyle kullanılır: Duyarlılık testinin yapılması kesinlikle kaçınılmazdır. Bu bakteri bir çok ilaca karşı dayanıklılık kazanmıştır. 2015 Eylül ayına kadar aşağıda bulunan ilaçlardan herhangibirini kullanmanız fayda sağlayacaktır 1)ERCEFURLY KAPSÜL (3 LİTREYE 1 KAPSÜLÜN İÇ TOZU ) 2)ATAVETRİN ORAL SÜSPANSİYON (2,5 LİTRE SUYA YARIM KAPAK) 3)BİOKSAL SOLÜSYON (2,5 LİTREYE 1 POMPA ) 4)TRİPRİM ENJEKSİYONLUK ÇÖZELTİ : (2,5 LİTRE SUYA 10 CC/ML ) NOT: 2-3-4 numaralı ilaçlar sulfa gurubudur vitamin ,mineral ve kalsiyum içeren besin öğeleriyle birlikte verilmez

%d blogcu bunu beğendi: