İZMİR MAKARACISI

TARİH VE GELİŞİMİ

İzmir makaracısı 1890 yılında alman kuş bilimci H. Martens tarafından literatüre girmiş ve 20. yüzyılın başlarında cins olarak kabul edilmiş 1914’te Almanya’da İzmir (doğu) makaracıları bakıcıları özel derneği kurulmuştur. 1989 senesinin Aralık ayında Nünberg’te 75. kuruluş yılı kutlanmıştır. Almanya’da en çok sevilen uçuş ve hareket özellikli kuşlardan bahsedildiği zaman haklı olarak İzmir makaracısı gösterilir. Bu kuşun Almanya’da bu kadar tanınması ve sevilmesi 1914’te kurulan İzmir makaracısı bakıcılar özel derneği sayesinde olmuştur. Bu derneğin 1950’li yıllardan itibaren Doğu Almanya’da da kurulduğunu görüyoruz. Yugoslavya’da da İzmir makaracısının bakıldığı bilinmekle beraber dernek olup olmadığı henüz kesin değildir. Memleketimizde Trakya İzmir Makaracısı özel bakıcılar derneği kurma çalışmaları devam etmektedir. İzmir Makaracısı (doğu) adı gibi doğu menşeli bir kuştur ve büyük bir olasılıkla Ege ve Marmara bölgesinden ve özellikle İzmir yöresinden kaynaklanmış olduğu tahmin edilmektedir. Yurt dışına götürülen ilk güvercinler 1886, 1870, 1914, 1923 yıllarında Batı Trakya (Yunanistan), Trakya, İzmir yörelerinden örneklendiği literatürde kayıtlıdır. Bugün Marmara ve Ege yörelerinde İzmir Makaracısının soysuz, yoz kalıntıları beslenmekte ve bir çok cinsle karışmış tipler yörelere göre standart kabul edilmektedir. Konuya girmeden önce burada İzmir makaracısının tabi özellikleriyle muhafazasında ve cinsin ıslah edilmesinde emeği geçen Batı Almanya’daki özel bakıcılar derneği üyelerine teşekkürü borç bilirim. İzmir makaracısının özellikle beyaz ve siyah renklerinde tip, duruş yüksekliği, göz ve gaga rengi ve kafanın şekli kuşun asaleti hakkında bize bilgi veriyor. Çok renkli (çakal) ve çillilerde (kaplan) bu özellikler farklıdır ve geridir. İzmir makaracısının bakımında sorun yoktur. Bakımında ve beslenmesinde normal kurallara uyulduğunda bir sorun teşkil etmezler. Her kuluçkada iki yavru yetiştirmesi normaldir. Normal şartlarda 4-5 çiftleştirmeden 6-10 yavru alınabilir. Cinsin güçlü özelliklerinden bir tanesi de o kadar ileriye gider ki yumurta ve yavru kendi dişisine ait olmasa da onu sonuna kadar korur. Yani çok iyi süt anneleridir diyebiliriz. İstisnalar hariç bu cinsi kısa gagalılar türüne dahil edebiliriz. Literatürde orta gagalı uçuş ve hareket özellikli güvercinler sınıfında ele alınmıştır.

 

UÇUŞ ÖZELLİĞİ

İzmir makaracısının diğer hareketlilere göre uçuş özelliği dikkat çekici ve belirgindir. İyi bir eğitimle çok iyi uçma ve takla atma özelliğine sahip olabilirler. Uzun süreli eğitilmeyen kuşlar tembelleşirler. Ancak zamanında yapılacak bir çalışma ile tekrar uçuş ve takla atma özelliğine kavuşabilirler. İzmir makaracısı yükselirken daireler çizerek yükselir kısa zamanda belli bir yüksekliğe ulaşınca çoğu kez kanatlarını vurarak ses çıkardıktan sonra kuyruğu üstüne gelerek aşağıya doğru takla atmaya başlar ve sonra tekrar yükselir. Aşağıya inmesi yine takla atarak ve daireler çizerek olur. Kendisini sıkarak indiği hemen hemen hiç görülmez. İzmir makaracıları genellikle neşeli kuşlardır. Erkekleri genellikle dişi peşinde dolaşırken kanat vururlar. İzmir makaracısı kanatları kuyruğun altında tutar. Yem yerken kanadı ve kuyruğu hakkında bir çok bilgi verir. Yemini yerken kanatlarını kuyruğunun üstünde tutan bir kuşun bakılmaması gerekir, bu kuşun eğitiminden vazgeçilmelidir çünkü bu kesinlikle hatalı bir davranıştır. Taklacı kuşun kafes eğitimi de gösteriler sırasında kafeste rahat durması için gereklidir. Kuşların ilk tüy değiştirmeleriyle birlikte sık sık ancak bir iki saatliğine kafes eğitimine alınmaları şarttır. Bu eğitim kuşun kafes içinde kafes içinde rahat bir şekilde durmasını hedefler. Bu süreç kuşun durumuna göre günler haftalar boyu sürebilir. Uzun süre kafeste tutulması hayvana pek bir şey kazandırmaz. Kuşların yakalanıp mekan değiştirme işlemleri karanlıkta yapılmalıdır. Aydınlıkta hayvanı koşuşturup yakalamak onu ürkek yapar. Gösteri amaçlı yetiştirilecek kuşları uçuş eğitimine ağırlık verilmesi gereksiz bir çabadır. Çünkü gerçek hedeflenen cinsin asalet ve güzelliğidir. Uçuş için başka kuşları eğitmek gerekir. İzmir makaracısının takla atma özelliği kuşun durumuna göre kısa veya daha uzun bir zaman alabilir. Cinsin soya çekim özelliklerine göre hiç taklada atmayabilir. Bu yavrularında takla atmayacağı anlamına gelmez.

 

İZMİR MAKARACISININ DEĞERLENDİRİLMESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Kuşun genel görünümüne bakılarak cinsin bir temsilcisi olarak kullanılabilir mi kullanılamaz mı bu hüküm kesin olarak verilir.Negatif hükmünde bir değerlendirme kuşun kartında kusurlu,eksik olarak belirtilir. Bunun anlamı bu kuşun bir başarı bir derece elde etmesi mümkün değildir. Değerlendirmede kuşun duruşuna, gaga, göz, göz rengi, kafasına,kuyruk duruşuna ve rengine bakılır. Değerlendirmenin son safhasında fiziksel yapıdaki kusurlar (örnek yara izi gibi) yine bir eksiklik olarak değerlendirilirse de istenilmeyen durumlar olarak kaydedilmez. Bu durum çok ince ayrıntıya girdiği için başarıyı engellemeyebilir. Fakat ihtimal vardır. Başarı elde etmek için kuşun çok belirgin bir şekilde standart ölçülerden sapma göstermemesi gerekir. Aşağıda belirteceğimiz özellikleri oluşturan kriterlerde onaylanması gerekir. Bunlar için şu kriterler göz önünde bulundurulmalıdır.

Form, vücudun duruşu, kuyruk ve kanatların duruşu, Bu saydıklarımızda standartlara uymayan bir durum söz konusu ise başarı elde etmek kesinlikle mümkün değildir. Yukarıda saydıklarımız İzmir makaracısının değerlendirilmesi bütünlüğü içinde en önemli karakteristik özelliklerdir. İstenen en mükemmel şekil şu şekilde tarif edilebilir;

 

1. Sert ve dik duran bir vücut

2. Geniş göğüs ve omuzlar

3. Orta yüksek bir duruş (ne çok alçak ne çok yüksek)

4. Yukarı doğru dik, eğik duran kuyruk,

5. Boyun ile kuyruk arasında ters yay biçiminde tatlı bir çukur hat.

 

Daha öncede belirttiğimiz gibi kanatlarını sırt yüksekliğini geçecek şekilde tutan (kuyruk üstünde) kuşlar iyi derece ile değerlendirilmez. Ayrıca göz kenarlarını et renginde, içinin beyaz veya yalnız siyah renklerde, beyaz gagalı kuşlar sırt çizgisi tam ideal olmasa da etkileyici olarak değerlendirilirler. Kafes içindeki duruşu ürkek veya kısık, hasta ve tüyleri eksik kuşlar iyi derece alamazlar.

 

FORM (BİÇİM)

Biçimden söz edecek olursak İzmir makaracısı orta büyüklükte bir güvercindir. Ne kaba ve hantal nede ufak. İnce, bakımsız ve ürkekte olmamalıdır. Omuz geniş ve duruş yukarı doğru kalkık olmalıdır. Böylece vücut daha dik duruşlu bir vaziyet alır. Az kaslı ve kanadın üst kısmından daha geride kalan bir göğüs,hatta göğüs kemiğinin dışarı çıkık olması pek hoş karşılanmayan bir durumdur. Boyun orta uzunlukta olup kısa ve kısık olmalıdır. Renk özellikleri de formu etkileyen diğer noktalar gibi göz önünde tutulmalıdır. Kuşun boynunun yukarı doğru gittikçe incelmesi ve narin bir gırtlak yapısına sahip olması zarafetini gösteren çok önemli bir unsurdur. Kuyruğun dik durup sırt kısmının kısa gözükmesi istenilen bir durumdur, ancak burada belirli bir santimetresel ölçü yoktur. Önemli olan kafa ile kuyruk arasındaki çukurun tatlı bir yay biçiminde (bazen kısa bazen uzun olabilir) fakat vücutla bir harmoni içerisinde olmasıdır. Bacaklar içinde boyun için söylediklerimize yakın şeyler geçerlidir. Orta uzunlukta ve baldır kısmının tüysüz olması kuşa büyük bir zarafet kazandırır. Alçak duruşlu hatta kanatların yere sürtmesi İzmir makaracısına etkisinden çok şey kaybettirir. Seyrek tüylü kanatlar bir kusur olarak görülür. Bu özellik boyun, kuyruk, apışlık ve kanatlar içinde geçerlidir. Yani kuşun eksik tüyü olmayacak. İzmir makaracısının kuyruğunda ve özellikle orta kısmında çatal tabir edilen kuyruk tüyleri cinsin bir özelliği olarak yorumlanır. Ayrıca cins olarak kuyruk memesi yoktur (kuyruk üstü) kuyruk sokumundaki tüylerin içe doğru kıvrık olması kuşta bir tür yağdanlık vazifesi yapar.

 

VÜCUT DURUŞU

Vücut duruşuna ilişkin noktaları daha öncede belirtmiştik. Genel olarak vücut hatlarında bir gerginlik aranır. Hantal ve çökük olması istenmez. Kuşçuluk tabiri ile sıkı olarak tarif edilir. Uzun süreli gösterilerde veya gösteri sezonlarının sonlarına doğru kuşlarda yorgunluk belirtileri görülür. Buna istinaden bakıcılara sezonda iki ve üç gösteri buda en az 14 gün aralıklarla önerilir. Bundan daha az olması daha iyidir. Şu unutulmamalıdır ki birinci sınıf bir kuşta dahi başarısızlıklar görülebilir. Bunun nedenini birazda bakıcıda aramak gerekir. İyi bir kafes eğitimi almamış bir kuştan da başarı beklemek boşunadır çünkü kendini olduğu kadar bile göstermeyebilir.

 

KUYRUK

Kuyruğun yapısının ve duruşunun zarafet değerlendirmesinde çok önemli bir yeri vardır. Uzun yıllardan beri bu işle uğraşan uzmanların iddialarına göre tüylerinin ilk çıkması anından itibaren kuyruğun sonraki yapısı hakkında bilgi verebileceğini iddia ediyorlar. Ancak ben bu konuda daha dikkatli davranmak istiyorum. Çünkü yıllar önce yavru siyah bir güvercinde çiçek demeti gibi toplu bir kuyruğa sahip olmasına karşın yıllar sonra çok mükemmel bir kuyruğa sahip oldu. Ancak yinede yavru kuşları sağlam kriterlere göre zamanında ayırmak mümkündür. Zaten yüksek bakım giderleri açısından bir eleme yapmak zorunlu hale gelmiştir. Kuyruğun ilk tüy dökümünden sonraki gelişmeler daha sonraki yapısı hakkında bilgiler verebilir. Çok dar bir bel yapısına sahip olan kuşta kama gibi çıkan bir kuyruk oluşursa bu kuşta pek fazla değişim olacağı beklenemez. Kuyruğun orta bölümünde açık hatta yarık veya iç kuyruk tüylerinin sapları dışarı doğru eğikçe olan kuşlara gösteri amaçlı bakmamak lazımdır. Çünkü başarı elde etmeleri mümkün değildir. Kuyruk tüylerinin yanlardan aşağıya sarkık olması veya çok dar bir kuyruğa sahip olan kuşta hiçbir zaman kıymetli bir duruma gelemez. Kuyrukla ilgili değerlendirme yapılırken kuşa önce üstten dik olarak sonra arkadan bakılmalıdır. Çünkü arka bakış sayesinde seyrek,sarkık ve yaprak şeklindeki tüyler kesin olarak saptanır. Övgüye değer bir kuyruk için önce genişlik sonrada tüylerin sık ve sağlam olması gerekir. Dinlenme pozisyonunda kuyruk aşağı yukarı omuz genişliğine denk olmalıdır. Açık bir şekilde ince tüylü olarak belirlenen kuyruklar kifayetsiz ve kusurludur. Bu cinste kuyruk telleri ne kadar genişse o kadar övgüye değerdir. Aşırı derecede geniş kuyruklar kusursuz bir duruş ve uçuş şekli oluşturamadıklarından bir ölçüde kusurludurlar. Çok geniş kuyruklar kanat hareketlerini engeller bu bakımdan zarafet için kusur teşkil ederler. Son ince bir ayrıntıyı da kuyruğun hafif bir şekilde kabarık olması oluşturur. Ancak sağlam ve geniş kuyruk istenilen nitelikleri beraberinde getirir. 14-18 arasındaki tüy sayısına sahip kuyruklar normaldir. Ancak optik açıdan bir değerlendirme yapılabilir. 16 kuyruk tüylü bir kuş bile dar bir kuyruğa sahip olabilir ve tipik olmayabilir. Kuyruğun uzunluğu hakkında kolayca bir yargıya sahip olunamaz. Standarda göre kanat uçlarının kuyruğun sonuna kadar uzanması gerekir. Uzun kuyruklar sırt için istenen çizgi özelliğini engeller. Uzun bir bel yapısı ile düz bir kuyruk duruşu istenilen düzeydeki eğimi oluşturamayacağı için istenmeyen bir özelliktir. İzmir makaracısının kuyruk yapısında ki değerlendirme kuş hem kafes içinde ki dinlenme pozisyonunda iken hem de kafes dışındaki pozisyonda bakılarak yapılmalıdır. Ancak böylece ideal bir form saptanabilir. Kuyruk tüylerinin iç kısma kapanması dikkat çekici bir özelliktir. Bunun değerlendirmeye bir etkisi yoktur. Bunun kuşun cinsinden gelen bir özellik mi yoksa kuyruk üstsüz bir kuş olduğu için tüylerinin yağlama görevi yapan bir organ mı (kuyruk memesi) sorusunu akla getiriyor.

 

KAFA

Bir İzmir makaracısında kafa yapısı çok önemli ve daima kayda değer bir rol oynar. Zarif orta yüksek çıkıntılı,gaga üzerine hafif inik (eğimli) iyi genişlikte (normal) bir alın, İzmir makaracısında ölçülü, balık sırtı (kubbeli) bir tepe noktası ile ense arasında ahenk oluşturur. Külah gibi sivri bir yüz, kalın hantal bir alın veya düz yassı bir kafa makbul olmayan güzel durmayan bir durum arz eder. Bir nevi normlara aykırıdır. Alın ve tepedeki ayrım çizgisinde figürsel uyumluk gibi istekler değerlendirmeyi zorlamaz. Her şeyden önce dikkat edilmesi gereken zor ve seyrek olan renklerde ideal bir kafa yapısının henüz geliştirilememiş olmasıdır. Benim burada kişisel görüşüm bir İzmir makaracısının değeri onun tipinin soyluluğu, duruşu, bacak yüksekliği, kuyruk kısmı ile sırt çizgisi arasındaki boyun ile kafa kısmındaki çizgilerdeki zarafet ve akıcılığındadır. Figürsel duruşu hiçbir zaman çok şişirilmiş odun gibi (çok iri) ve hantal olmamak diğer taraftan zayıf (ince) kudretsiz olmamak, bilakis güçlü bir görünüm, kuyruk ve göğüs kısmı geniş olmalıdır. Tipin belirleyici özelliklerini değerlendirme görüşüne sahip olmak zaman gerektirir. Özellikle bu cinste. Bu kuşların bakımlarıyla bizzat kendisinin uğraşması veya birkaç yıllık tanıma bu kuşun belirleyici özelliklerini daha çabuk öğrenmesine neden olur. İzmir makaracısı zamanla onun için daha açıklığa kavuşur. İzmir makaracıları kural olarak cinsin bir özelliği çok iyi süt anneleridirler bakıcı bundan faydalanabilir. Değerlendirmede göz,göz rengi veya gaga rengi gibi saplantılara girmemeliyiz,önemli olan diğer belirleyici özellikler üzerinde yargıya varmalıyız.

 

GÖZ VE GÖZ KENARLARI

Kafa yapısında olduğu gibi göz ve göz kenarlarında nadir renkler değerlendirmede avantaj sağlar. Gözün kan damarcıklı olmasına müsaade edilir. Salt koyu ve alacalı göz kesinlikle geri çevrilir. İzmir makaracısında önemli olan uçuş kabiliyetidir. Göz ve göz kenarları pek dikkate alınmamalıdır. Ancak bununla beraber bazı kuşlarda çok temiz iris renginde göz kenarlarına sahip olanları görebiliyorsunuz.

 

RENK ÇEŞİTLİLİĞİ (RENKLER)

İzmir makaracısın yıllardan beri en kaliteli renk çeşidi olarak 3 renk çeşidi siyah benekli (siyah kaplan), gümüşi benekli (gri kaplan) ve çok renkli (çakal) olanlarıdır. Bu üç renk çeşidi ödül değerlendirme hakemleri tarafından çok ilgi görmüştür. Bu renklerin bakımlarında kayıplara uğranabilir. Çok az çiftlerle bakımları (eşlemelerin) iyi bir kuş elde etmede şans oranları düşüktür. Yeni başlayanlar soya çekimde karmaşık olan bu renklere hemen cesaret etmemelidirler. Beyazlarda siyah benekler gümüşilerde gri benekler bütün vücuda yayılmıştır. Esas hakim renk beyaz ve gümüşi gridir. Çakallarda bütün açık ve koyu badem renkleri vücudun her tarafında dağılmıştır. Bu kuşlarda (Almonds: Çok Renkli) kanat ve kuyruk tüyleri en azından tipik üçlü renk kobinezonu daha doğrusu sarı-siyah-beyaz olarak görülebilir. Bu renklerde soya çekim neticeleri çekiniktir. (Resessiv) yani anne babanın özelliklerine göre (renk vs.) soya çekim özellikleri göstermeyebilirler. Çok renklilik faktörü cinsiyet kromozomları ve baskın soya çekimlik üstündedir. Saf kalıtsal çak renkliler hemen hemen tamamen beyaz olup çoğu kez görme bozukluklarına sahip olurlar. Örnek: Çok renkliler yalnız birbirleriyle çiftleştirmek zorunda değildirler. I,0 (Erkek kuş) veya 0,I’lik (Dişi kuş) çok renkli sarı, kırmızı, mavi tonlu veya en iyi olarak bakır faktörlü parlak siyah renk ile çiftleştirmek yeterlidir. Ödül hakemlerinin bilmesi gereken şudur siyah asıl renk yaşlandıkça belirginleşir ve dişi erkek kadar (özellikle genç iken) belirginleşme göstermez. Çillilik özelliği siyah ve gümüşi çillilerde gençliklerinde veya dişilerde az belirgin olsa da değerlendirilmelidir. Koyu ve yaşlı erkek güvercinlerde olduğu gibi. Özellikle açık renk gaga üzerinde durmak anlamsızdır. Çünkü çok nadir olsa bile vücutta istenen çillilik gagada görülebilir. Bu nedenle değerlendirilmede kesinlikle gaga üzerinde durulmamalıdır. Sadece diğer tüm özellikleri aynı olan kuşlarda temiz gagalı olan üstün olarak kabul edilir. Maalesef çok az bakıcı ve hakem yukarıda saydığımız genç dişiler ve yaşlı erkekler için geçerli olan standart ölçü noktalarını biliyor. Doğal etkilerden dolayı oluşan renk be belirginlik gelişimi de dikkate alınmalıdır.

 

PRATİKTEN NOTLAR

İzmir makaracısı öncelikle kusursuz olmalıdır. Burun deliklerine kadar şişkin bir gaga veya çok uzun külah gibi bir surat ve gaga bir başarıyı kesinlikle engeller. Kırmızı ve sarılarda kati renk beklentileri istenebilir. Mavi rengin hakim olduğu türde belirgin gaga ucu (gagası zikirli) pek hoş karşılanmaz. Yukarıda söylenen her üç renk türünde de tüy dökümünden sonra gaga rengi değişebilir. Gösteri kafesinde geçerli olan gaga siyahlarda zikirli olmasına müsaade edilir. Tüm özellikleri aynı olan kuşlarda ise açık renkli gagası olan üstündür. Mavi renkli güvercinlerde bakıcılar ve dernekler tarafından alınan bir karara istinaden sırttaki beyaz çizgi başarıyı engelleyecektir. Mavilerde göğüs rengi kırmızı olanlar ender bulunduğu için pek sıkı değerlendirmeye tabi tutulmaz. Soluk sarı dişilerde cinsiyete bağlı olarak koyu bir kuyruk rengine sahip olurlar. Koyu siyah renkli gözlü beyazlara gösteri amaçlı bakmamak gerekir çünkü yarışmaya alınmazlar. Çeşitli türlerde görülen sorunlar kafa zarafetinde başlar. Kafalar kısmen aşırı hantal,çıkık alınlı veya düz tepeli olabilir. Şu bilinmelidir ki “fevkalade” ve “mükemmel” derecesini alacak hayvanların kafalarında da asillik aranır. Siyah ve gümüşi benekliler birbirlerinden ana renkten ayrılırlar. Beyaz ve gümüş gri. Birbirleri arasında bir çok benzerlikler vardır. Yaşlı çillilerde çil ve renk orantıları sabit değildir. Ender olarak rastlanan kırmızı ve sarı çillilerde kanatlarda tüy dökümünden sonraki hakim olan renk beyazdır. Sabit kalması için daha çok çalışmalar gereklidir. Çok renklilerde olduğu gibi siyah beneklilerinde bir kısmında genel görünüm dışında bazı sapmalar gözlenebilir. Örneğin kuyruk ve kanatta ayrıca vücutta da az veya çok serabımsı faktörler görülebilir.(dalgalanma gibi) Çillilerde de beyaz dalgalı bir görünümün olması sıkça rastlanır. İzmir makaracısı hakemi nasıl ki kanat beyazlığı ile sıkça rastlanan koyu kafa yani boyun rengi arasındaki doğru ölçüyü bulmak zorunda ise aynı şekilde kafa görülen kırmızımsı tüycükleri de görmek,hesaba katmak durumundadır. Bunlar gizli çekiniklik kırmızının belirtileridir.Gösteriden önce ince bir makasla çok dikkatli olarak dipten temizlenmelidir.böylece gösteri süre boyunca çıkmazlar. Burada üzerinde durulması gereken şu noktadır; eğer bir ödül hakemi çok güzel bir siyah veya gümüşi benekliyi kafa tüylerindeki çok az kırmızılıktan dolayı kötü puan verirse bu hoş karşılanmayabilir. Çünkü esas bakış (yapılması gereken) yapılmamış olur. Böyle durumlarda bu noktanın bir istek (aranılan durum) olması gereksiz ve anlamsızdır. Aynı şey ayaktaki baldır kısmındaki tüylerin uzunluğu içinde geçerlidir.

 

İZMİR MAKARACILARININ RENK ÇEŞİTLERİ

1. Siyah

2. Beyaz

3. Kırmızı

4. Sarı

5. Mavi (Küllü)

6. Çakal (Çok renkli)

7. Siyah Çilli

8. Limoni (Zavrak)

9. Şekeri (Koyu zeytinli veya Açık kırmızı)

10. Zeytini (Kara pal)

11. Gri (Gümüşi) Çilli

12. Kırmızı Çilli

13. Sabuni (Gök veya Açık mavi)

 

Bu 13 rengin haricinde kırmızı beyaz kanatlı, siyah beyaz kanatlı, çakmaklı beyaz kanatlı renklerine rastlamak ta mümkündür. Yukarıdaki satırlarda uçuş ve hareket özellikli güvercin türlerinden İzmir makaracısının daha iyi anlaşılması için gerekli bilgileri verdik. Bu türde yapılan açıklamalar ve konuyu ele alış şekli diğer tür güvercinlerde de uygulanabilir. Ancak Türkiye’de bugüne kadar yapılmış olan güvercin bakımlarında belli bir standart söz konusu olmadığı ve geçmişe dönük yazılı literatür bulunmadığı için benzer bir çalışma yapmak çok zaman ve araştırma ister. Fakat yine de başlangıç olarak yapılması gereken şunlar olabilir.

 

1. Karışık (bir çok cins) güvercin bakımlarını terk etmek.

2. Belli rek, tip üzerinde çalışmalar yapmak.

3. Bunlardan çok miktarda yavru almaya çalışıp içlerinden orijinale yakın olanlarla üretimi devam ettirip, belli bir standartta ulaşabilmek. 4. Cinsin belirleyici özelliklerini meydana çıkartmak.

DR. MİLAN GILIǒA GÖRE İZMİR MAKARACILARI

Bosnalı yetiştiricilerden Dr. Milan Gılıç’in aktardığına göre, İzmir makaracıları hakkında anlatılan çok eski bir efsane, bu güvercinlerin kökeninin aslında çok eski dönemlere ve M.Ö 2000 li yıllara kadar gittiğini düşündürmektedir. Bu yıllarda Mezopotamya’da Sümer dilinde İnanna olarak geçen savaş ve cinsel aşk tanrıçası İştar’ın, bir güvercinin kanadına iğne takarak onun uçmasını engellediği söylenir. Buna karşın uçmaya çalışan güvercin ise havada makara yaparak (geriye doğru taklalar atarak) yere düşer. Bu hareket sonrası güvercinin kanatlarının kanadığı gözlenir. Böylece bu güvercinlerin makara yapmaya alıştıkları söylenir. İzmir makaracılarının kanatları oldukça uzundur. Uzun olan bu kanatlar bugün hayli hassaslaşmışlardır. Uzun uçuşlardan sonra kuşun kanatlarında kanama meydana gelebilir. Bu olay sanki efsanenin tekrarı gibidir. Kanatlar aynı efsanede olduğu gibi güvercin yere indiğinde kanlı olurlar. Dr. Milan Gılıç’ın belirttiğine göre, İzmir makaracılarında kuyruk telek sayıları tam olarak 16 dır. Bu sayı ne bir eksik ne de bir fazla olmalıdır. Telek değiştirme ya da tüy düşürme gibi olaylar haricinde bu sayı kesindir ve ırkın saf olduğu anlamına gelir. Bazı kaynaklarda belirtildiği gibi 16–22 arası kuyruk telek sayısı doğru değildir. 16 telekten fazla olan her sayı ırkın kırıldığı anlamına gelir. Kuyrukta bulunan çifte tüyler (renk olarak iki tüyün aynı olması) kuşun ırkının saf olduğunu gösterir. İzmir makaracıları daha ince ve uzun bir vücuda sahiptirler. Kuyrukları daha uzundur. Bu durum kuşun daha da ince görünmesine neden olur. Gagaları da gene dikkat çekici şekilde ince olur ve Oryantal makaracılarına göre belirgin olarak uzundur. Gaga rengi kemik rengi olur. Bazı kaynaklarda siyah renk kuşlarda gaganın siyah olabileceği belirtilme birlikte bu doğru değildir. İzmir Makaracılarında siyah kuşlarda da gaga, kemik rengi olmak durumundadır. Gözler inci rengidir. Farklı bir renk kabul edilemez. İnci rengi göz bütün renkler için geçerlidir. Kuşun renginin değişmesi göz renginin değişmesini gerektirmez.

KEMAL KUKAVİCA VE İZMİR MAKARACILARI

Saraybosna’da bu güvercinleri yetiştiren Kemal Kukavica’nın belirttiğine göre bu güvercinler 300 yılı aşkın bir süredir bu ülkede yetiştirilmektedirler. Hatta söylenenlere göre geçmişleri daha da eskilere gitmektedir. Ancak bu konuda bir belge bulunmamaktadır. 1936 İzmir/Foça doğumlu olan Kemal Kukavica 1942 yılından beri Saraybosna’da yaşamakta ve 1950 yılından bu yana İzmir makaracılarını yetiştirmektedir. Kendisi yurt dışında İzmir makaracıları ile bir çok yarışmalara katılıp çeşitli dereceler almıştır. Saraybosna (Sarajevo) kenti Bosna’nın başşehridir. Bu nedenle bazı Bosna’lı yetiştiriciler bu güvercinleri “Sarajevo roller” (Sarajevski prevrtaci) olarak adlandırırlar. Oysa bu güvercinler Bosna’ya da eski devirlerde İzmir’den gelmişlerdir. Ünlü Osmanlı gezgini Evliya Çelebi Seyahatnamesinde 1660 lı yıllarda Mısır, Suriye ve Türkiye’den Smyrna’dan deve yüklü kervanların buraya yük taşıdığını ve bu yükler arasında oriental güvercinlerin ve başka çeşitli güvercinlerin bulunduğunu belirtmektedir. Bosna’da bu güvercinler 19. Yüzyılın sonunda “Bosnalı” (Bosnians) olarak adlandırılıyorlardı. Daha sonra 2. Dünya savaşı sonrasında (1945) “Izmirci” ve “Izmirnians” adları ile anılmaya başladılar. Kemal Kukavica’nın belirttiğine göre “İzmir Güvercini” adlandırması yaygın olarak kullanılıyor. Günümüzde Bosna’da daha çok “Sarajevo roller” (Sarajevski prevrtaci) adı tercih edilmektedir. Bu ırkın Bosnalı yetiştiricileri, İzmir makaracılarının dünyanın en eski ve en saf ırkları arasında olduğunu görüşündedirler. Irkın orijinal formunun kırılmaksızın yıllar boyunca korunduğunu ve ırkın soyunda başka ırlarla karışma olmadığını belirtmektedirler. Bu bakımdan diğer roller ırklarının dejenere ırklar olduğu ve bu nedenle gerçek anlamda sınıflandırılamayacağı görüşündedirler. İzmir Makaracıları ile Oryantal makaracı akraba ırklar olduklarından bir çok bakımdan benzerdirler. Ancak her iki ırk arasında bazı temel farklılıklar bulunmaktadır.

%d blogcu bunu beğendi: